3 Ağustos 2019 Cumartesi

Zamana Yenildim

Yüreğine mi dokunulmalı insanın, elinin yeniden kalem tutabilmesi için? Kaç hüznü karşılayıp kaç hüznü terk etmesi gerekir, sayfalara alışabilmesi için? Bugün ne bir hüznü karşıladım ne de bir hüznü terk ettim. Ben bugün bir fırtınayı omzuma katıp, hüznü kucaklamaya geldim. Bir ağustos akşamında, benliğimi kabullenmeye geldim.

Mucize nedir? Mucizeyi tanımlamak için olağanüstü sözcüklere ya da yaşanmışlıklara mı ihtiyaç vardır? Bir rengin, bir cismin varlığını fark etmek, onda kendini keşfetmek mucize midir? Bir mekanın sihrine inanmak, bir saniye içinde orayı yuvan bellemek, yerden göğe huzur bulmak mucize midir?

Pürüzsüz bir cildin altında yatan o derin çizgili yüz.. İncecik kolların taşıdığı tonlarca yük... Peşinden sürüklenen geçmiş, geleceğini bildiğin o korkulu bekleyiş.. Peki ya bu nasıl bir kabulleniş?

Zaman denen şey ne? Duyguları var mı? Zaman da sever mi? O da bekler mi? Zaman neyin intikamını alır insandan? Bize hep böyle sinsice mi davranır? Mükemmelliği oluşturan unsurlarla hiç anlaşamayan zaman, gel gör ki konu biz insanları üzmek olunca, onlarla küçük gizli anlaşmalar yapar. Önce beynimize işler yavaş yavaş, tam oldu derken, en çok özlediğimiz yerden vurur bizi.

Sihrine inandığım mekanda, küçücük kollarımla, kendi benliğimi kabullenmenin mucizesini yaşarken, sana ve zamana yenildim. Ben bugün bir fırtınayı omzuma katıp, hüznü kabullenmeye geldim.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder